Batı dillerinde cumhuriyetin karşılığı, ulusun kendisini yönetmesidir. Cumhuriyete hayat veren damarların başında ise demokrasi gelir. Gerçek cumhuriyet rejimlerinde sistemin demokrasi ile olan ilişkisi çok önemlidir.
Devrim tarihimizde önemli bir yeri olan halkçılık ilkesi, demokrasinin temelini oluşturmaktadır. Bu ilkenin ana özelliği ülke yönetiminin halkın elinde bulunmasıdır. Egemenlik bir zümre ya da ailenin elinde bulunmaz.
"Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" şeklinde özetlediğimiz laiklik ilkesi, Türk Devriminin vazgeçilmez bir unsurudur. Atatürk'e göre din, insanların vicdanlarında yer alması gereken kutsal bir kavramdır.
Devrimcilik ilkesi, eylem ve atılım gibi kavramları içerisine alan tek ilkedir. Türk ulusunun çağdışı niteliklerden kurtulmak ve çağdaşlaşmak için giriştiği atılımların tümü bu ilkenin kapsamı içine girer.
Milliyetçilik ilkesi ulusal savaşımızın çıkış noktasını oluşturmuş ve tüm tutsaklık altındaki ulusların kurtuluş hareketlerine ışık tutmuştur. Türk halkının ümmet olmaktan kurtulup ulus haline gelmesi Atatürk sayesinde olmuştur.
Anayasamızda yer alan devletçilik ilkesi; toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmada devletin üstlenmesi gereken görevleri açıklar. Özel girişimin yetki ve gücü dışında kalan ekonomik kalkınmayı gerçekleştirme ilkesidir.
Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu gibi, aynı zamanda büyük bir devrimciydi. Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi için modernize edilmesi çok önemli idi. Mustafa Kemal 1924 ile 1938 yılları arasında yaşamsal öneme sahip devrimleri hayata geçirmiştir.
Atatürk'ün gerçekleştirdiği en önemli devrimlerden biri, Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin alfabesinin kabul edilmesidir. 3 Kasım 1928 tarihinde yeni Türk Alfabesi kabul edilmiştir.
Kadınlar çarşaf giymekten vazgeçerek modern kadın elbiseleri giymeye başladılar. Erkekler ise fes yerine şapka giymeye başladılar.
Atatürk, Şeriat Kanununun yerine İsviçre Medeni Kanununu getirmiş, Türk Hukuk Sistemi çağdaş gereksinimler çerçevesinde modernize edilmiştir.
İslami eğitim veren medrese sistemi yeni toplumun ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelmişti. Batı modellerine benzeyen yeni bir eğitim sistemi oluşturularak 1933 yılında üniversite reformu gerçekleştirilmiştir.
Kabul edilen medeni kanun gereğince kadınlar erkeklere tanınan haklara sahip olacaklar, resmi görevlere atanabilecekler, oy verme ve Millet Meclisine seçilebilme hakkına kavuşacaklardır. Tek eşlilik ilkesi ve eşit haklar Türk toplumuna büyük bir canlılık kazandırmıştır.
Atatürk 1931 yılında Türk Tarih Kurumunu, 1932 yılında Türk Dil Kurumunu kurdu. Bu kurumlar Türkiye tarihini kapsamlı şekilde incelemekte ve değerlendirmektedir.